ISSN 1300-7157 Main Page | Contact      

Volume : 26  Issue : 3  Year: 2020

Epilepsi: 11 (1)
Volume: 11  Issue: 1 - 2005
Hide Abstracts | << Back
1.Sensitivity to Febrile Seizures in Genetically Absence Epileptic WAG/Rij Rat Pups
Özlem AKMAN, Ayşe KARSON, Nurbay ATEŞ
Pages 11 - 15
Amaç: Wistar Albino Glaxo/Rijswijk (WAG/Rij) ırkı sıçanlarda, diken dalga deşarjların ortaya çıkmadığı erken dönemde febril nöbetlere karşı duyarlılık araştırıldı.
Çalışma planı: Çalışmada, 21-22 günlük Wistar albino sıçanlar (n=7) ile genetik absans epilepsili WAG/Rij sıçanlar (n=5), ısısı 45 °C olan sıcak suyla, iki günde bir olmak üzere toplam 10 kez tekrarlayan febril nöbetlere maruz bırakıldı. Sıçanlar suyun içerisinde en çok dört dakika ya da nöbet başlangıcına dek tutuldu ve vücut sıcaklıkları, sıcak su uygulaması öncesi ve nöbet başlangıcında bir rektal prob ile ölçüldü. Her iki grupta febril nöbet latansı ve süresi kaydedildi. Nöbet şiddeti 0-4 arasında derecelendirilen bir skalaya göre değerlendirildi.
Bulgular: Gruplar arasında nöbet şiddeti açısından bir farklılık gözlenmedi. Febril nöbet latansının WAG/Rij sıçanlarda tüm nöbetlerde daha uzun olduğu gözlendi ve 1, 2, 7-10. nöbetlerdeki farklılık anlamlı bulundu (p<0.05). İki grupta da, geçirilen nöbet sayısına bağlı olarak nöbet sürelerinde artış saptandı. Bu artış ilk nöbete göre Wistar grubunda 6-10. nöbetlerde, WAG/Rij grubunda ise 8-10. nöbetlerde anlamlı bulundu (p<0.05). Nöbet süresi açısından iki grup arasında anlamlı farklılık gözlenmedi.
Sonuç: WAG/Rij sıçanlarda febril nöbetlere ait latans değerlerinin daha uzun bulunması, bu hayvanlarda limbik yapıları etkileyen nöbetlere karşı oluşan direncin bir göstergesi sayılabilir. Bu direncin gelişiminde GABAerjik sistemin rolü olabileceği düşünülmektedir.
Objectives: Sensitivity to febrile seizures was investigated in Wistar Albino Glaxo/Rijswijk (WAG/Rij) rats in the early life before spike and wave discharges occurred.
Study Design: Wistar albino (n=7) and WAG/Rij (n=5) rat pups (21-22 days old) were exposed to warm water bath of 45 °C once every other day for a total of ten times to induce febrile seizures. The rats were kept in warm water for a maximum of four minutes or till the onset of seizures and body temperature was measured with the use of a rectal probe before the bath and at the onset of seizures. The latency and duration of seizures were recorded and the severity of seizures was rated using a 0-4 point scale.
Results: The severity of seizures were similar in both groups. The latency of febrile seizures in WAG/Rij rats was longer in all the seizures, being significantly prolonged in the first, second, and 7th to 10th seizures (p<0.05). The number of seizures was correlated with increased seizure duration in both groups, which was significant for the 6th to 10th seizures in the Wistar group, and for the 8th to 10th seizures in the WAG/Rij group (p<0.05). However, the duration of seizures did not differ significantly between the two groups.
Conclusion: The longer latency of febrile seizures observed in WAG/Rij rats may indicate the development of a resistance to seizures related with the limbic structure. GABAergic mechanisms may be responsible for this resistance.

2.The Effects of Carbamazepine and Valproic Acid on Serum Lipids in Epileptic Children
Sema SALTIK, Müferret ERGÜVEN, Fatma DURSUN, Sare ÖZLÜ
Pages 16 - 21
Amaç: Epilepsili çocuklarda, karbamazepin (KBZ) ve valproik asit (VPA) tedavisinin serum lipid profili üzerine etkisi araştırıldı.
Hastalar ve Yöntemler: Çalışmaya, en az iki, en çok üç yıldır antiepileptik ilaç olarak VPA (n=19) veya KBZ (n=11) monoterapisi gören, idiyopatik veya kriptojenik epilepsili 30 çocuk alındı. Kontrol grubu ise benzer yaşlarda 15 çocuktan oluşturuldu. Hasta ve kontrol gruplarına alınan çocuklarda, serum lipid profilini etkileyebilecek sistemik bir hastalık ve ilaç kullanımı veya ailelerinde aterosklerotik kalp hastalığı öyküsünün bulunmaması şartı arandı. Tüm gruplarda serum total kolesterol (TK), yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL), düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL), trigliserid düzeyleri ölçüldü ve LDL/HDL, TK/HDL oranları hesaplandı; bulunan sonuçlar karşılaştırıldı.
Bulgular: Karbamazepin tedavisi gören hastalarda serum TK düzeyi, kontrol grubuna (p<0.01) ve VPA grubuna (p<0.05); HDL düzeyi kontrol grubuna (p<0.01); LDL düzeyi kontrol ve VPA gruplarına (p<0.05) göre yüksek bulundu. Valproik asit tedavisi gören hastalarda ise sadece serum HDL düzeyi kontrol grubuna göre yüksek bulundu (p<0.05).
Sonuç: Sonuçlarımız epilepsili hastalarda 2-3 yıl süreyle uygulanan KBZ tedavisinin serum HDL, LDL ve TK düzeylerinde; VPA tedavisinin ise serum HDL düzeyinde artışa yol açtığını göstermektedir.
Objectives: We aimed to determine the effects of carbamazepine (CBZ) and valproic acid (VPA) on serum lipid levels in epileptic children.
Patients and Methods: The study included 30 children with idiopathic or cryptogenic epilepsy, who had been receiving monotherapy with CBZ (n=11) or VPA (n=19) for 2-3 years. A control group of 15 age-matched children was also included. Inclusion criteria in the study and control groups were the absence of any systemic disease or drug use that might affect the serum lipid profile and the absence of a family history of atherosclerotic heart disease. Serum levels of total cholesterol (TC), high-density lipoprotein (HDL), low-density lipoprotein (LDL), triglyceride were measured and LDL/HDL, TC/HDL ratios were calculated.
Results: Patients on CBZ monotherapy had significantly higher serum levels of TC and HDL compared to controls (p<0.01), TC compared to the VPA group (p<0.05), and LDL compared to both groups (p<0.05). Those on VPA monotherapy exhibited significantly higher HDL levels compared to controls (p<0.05).
Conclusion: Our findings show that CBZ therapy is associated with increases in serum HDL, LDL, and TC levels, while VPA therapy only results in increased HDL levels in epileptic children.

3.Late-Onset Presentation of Ornithine Transcarbamylase Deficiency in a 65-Year-Old Female Patient
Arzu ÇOBAN, Candan GÜRSES, Haşmet HANAĞASI, Peyman AMİNPOOR, Betül BAYKAN, Hakan GÜRVİT, Murat EMRE, Ayşen GÖKYİĞİT
Pages 22 - 28
Zengin protein içerikli diyet alımı sonrasında başlayan dengesizlik, bilinç dalgalanmaları yakınmaları ile başvuran 65 yaşındaki kadın hastanın nörolojik muayenesinde dalgalanan konfüzyon saptandı. Hastanın kan amonyak düzeyi yüksekti ve elektroensefalografi (EEG) incelemesinde delta frekansında yavaş dalgalar görüldü. Hiperamonemi ve epizodik nörolojik belirtileri olan hastanın ayırıcı tanısında ornitin transkarbamilaz (OTK) eksikliği düşünüldü. Serum aminoasit analizinde tirozin düzeyinde yükselme, valin-lösin-izolösin düzeylerinde ise düşme görüldü. Hasta, protein kısıtlayıcı diyet ve benzoat tedavileriyle tamamen düzeldi. Hastalığın görülme yaşı açısından olgumuzun literatürde bildirilenlerden daha ileri yaşta olduğu görüldü. Epizodik atakların ayırıcı tanısında OTK eksikliği düşünülmelidir. Bu yazıda hastanın takibinde seri EEG kayıtlarının önemi vurgulandı.
Fluctuating confusion was detected in a 65-year-old woman who was suffering from alterations in consciousness and gait ataxia after high protein dietary intake. The blood level of ammonia was high and EEG showed slow-waves in delta frequency. Hyperammonemia and episodic neurological symptoms suggested a diagnosis of ornithine transcarbamylase deficiency (OTCD). Blood aminoacid profile showed increased tyrosine, and reduced valine-leucine-isoleucine levels. Treatment including protein restriction and administration of sodium benzoate yielded a full recovery. On literature research, she was found to have the most late-onset of OTCD. This case suggests the need to include OTCD in the differential diagnosis of episodic attacks and emphasizes the value of serial EEG recordings during the follow-up of the patient.

4.Epileptic Seizures After Electrical Injury in Two Patients
Özgür BİLGİN, İpek MİDİ, Kadriye AĞAN, Yasin BEZ, Günseli EKİNCİ, Canan AYKUT BİNGÖL
Pages 29 - 33
İnsanda elektrik çarpması sonucu epileptik nöbet gelişimi literatürde çok nadir bildirilen bir durumdur. Bu yazıda, elektrik çarpması sonucu parsiyel ve sekonder jeneralize nöbetler geçirmeye başlayan, biri 22 yaşında kadın, diğeri 49 yaşında erkek iki olgu sunuldu. Özgeçmişlerinde özellik olmayan hastaların elektrik çarpmasının ardından nöronlarda oluşan nekroz ve gliozis sonucu gelişen epileptiform odaklar nedeniyle nöbet geçirmeleri olasıdır. Her iki hastanın nöbetleri okskarbazepin ile kontrol altına alındı.
Development of epileptic seizures after electrical shock in humans is very rarely reported. In this paper, two patients, a 22-year-old woman and a 49-year-old man, who suffered from partial and secondary generalized seizures after an electrical injury are reported. Neither of the patients had a history of seizures before the injury. Epileptic foci occurring as a result of neuronal necrosis and gliosis after electrical injury may be responsible for seizures. Both patients became seizure-free with oxcarbazepin treatment.

5.Disorders of Electrical Status Epilepticus During Slow Sleep
Sema SALTIK
Pages 34 - 43
Yavaş uykuda elektriksel status epileptikus (ESES), elektroensefalografik (EEG) bir terim olmasına rağmen epilepsi, davranış/kognitif fonksiyon bozukluğu, motor nörolojik semptomlardan oluşan klinik uzanımları da içermektedir. Karakteristik EEG bulgusu, uyku NREM’de sürekli diken dalga aktivitesidir; bu aktivitenin NREM’in en az %85’ini kapsaması bazı araştırmacılar tarafından gerekli görülmektedir. Elektriksel status epileptikusla ilgili hastalıklar çok geniş bir spektruma sahiptir. Bu spektrumun minimum ortak özelliği yaşla ilişkili olarak EEG’de NREM’de artış gösteren aylar hatta yıllar sonra tümüyle sönen ya da artış öncesi döneme geri dönen epileptojenik boşalımlardır. Bununla birlikte, davranış/kognitif fonksiyon bozuklukları kalıcı olabilmektedir. Bu bozuklukların EEG’deki fokal deşarjların lokalizasyonu ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Kalıcı bozuklukları engelleyebilmenin yolu, ESES süresini kısaltabilecek erken ve etkin tedavi gibi görünmektedir.; ancak, tedavi konusunda henüz bir görüş birliği bulunmamaktadır.
Although electrical status epilepticus during slow sleep (ESES) is an electroencephalographic term, it designates a group of disorders covering epilepsy, cognitive/behavioral dysfunction, and motor neurologic symptoms. Its characteristic EEG finding is continuous spikes and waves during NREM sleep, which, according to some authors, should occupy at least 85% of this period. Disorders associated with electrical status epilepticus are of a wide spectrum, with a common characteristic feature of age-related increasing epileptogenic discharges during NREM sleep, which completely disappear or decrease to initial levels within months or years. However, behavioral or cognitive involvement may be lasting or even become permanent. These disorders are thought to be associated with the localization of focal discharges. Early and effective therapy aiming to decrease the duration of ESES may also help prevent permanent neuropsychological impairment, though no consensus exists as to the optimal treatment.

6.Paradoxical Effects of Antiepileptic Drugs
S Naz YENİ
Pages 44 - 48
Antiepileptik ilaçların (AEİ) epilepsi nöbetlerini artırması seyrek olarak görülen bir durumdur. Antiepileptik ilaçların verilmesiye çarpıcı bir şekilde artan nöbetlerin ilacın kesilmesi üzerine belirgin derecede azalması paradoksal nöbet kötüleşmesi tanısına götürebilir. Antiepileptik ilaçlara bağlı paradoksal nöbet kötüleşmesi dört nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir: Epilepsi nöbet tipine uygun olmayan AEİ seçimi yapılması, AEİ’lere bağlı ensefalopati, AEİ’lerin toksik etkileri ve yukarıda bildirilen nedenlerle açıklanamayan paradoksal nöbet artışı durumu. Bu derlemede, AEİ’lere bağlı nöbet kötüleşmesi ve altta yatan nedenler özetlendi ve konunun akılda tutulması gerekliliği vurgulanmak istendi.
Aggravation of seizures by antiepileptic drugs (AED) is a rare phenomenon. Observation of a dramatic increase in seizure frequency after the introduction of an AED and a clear-cut decrease in its frequency to the baseline level may lead to a diagnosis of paradoxical seizure aggravation. It may be associated with one of the following four conditions: inappropriate selection of AEDs for a particular seizure type, AED-induced encephalopathy, AED intoxication, and unanticipated seizure aggravation that can not be accounted for by any known cause. In this review, AED-related seizure aggravation and its underlying mechanisms are revisited to point out the necessity to keep this rare phenomenon in mind.



Copyright © 2020 All rights of this site belong to the Turkish Epilepsy Association .
 
LookUs & Online Makale