ISSN 1300-7157 Main Page | Contact      

Volume : 26  Issue : 3  Year: 2020

Epilepsi: 1 (3)
Volume: 1  Issue: 3 - 1995
Hide Abstracts | << Back
1.IDIOPATHLC PARTIAL EPILEPSIES IN CHILDHOOD
Charlotte DRAVET
Pages 101 - 108
Selim çocukluk epilepsileri 60'lı yıllardan itibaren tanımlanmakta olup günümüzde "İdyopatik Parsiyel Epilepsiler" (İPE) olarak adlandırılırlar. Bu epilepsiler 3 ila 12 yaş arası normal çocuklarda genellikle gece ortaya çıkan parsiyel nöbetlerle karakterizedir. EEG'de uyku ile çok aktive olan, özel morfolojili, lokalize dikenler ve diken-dalgalar gözlenir. Antiepileptik ilaçlara yanıt iyidir. Yardımcı araştırmalarla herhangi bir organik lezyon ortaya konmaz. Fakat hastanın soy-geçmişi özellik gösterir. Vakaların çoğunda iyileşme sekelsiz olarak adolesan çağında olur. En tipik şekli "Santro-Temporal Dikenli Epilepsi"dir. Oksipital Paroksizmli Epilepsi, Primer Okuma Epilepsisi, Affektif Semiyolojili Nöbetlerle Şekillenen Epilepsi de İdyopatik parsiyel epilepsi grubuna girer. Süt çocukluğu döneminde, bazen ailesel özellikler gösteren değişik ÎPE tipleri de yakın zamanda tanımlanmıştır.
The first descriptions of partial epilepsies with a favourable prognosis in children were reported in the sixties. Now they are named "Idiopathic Partial Epilepsies". Partial seizures, often nocturnal, occur in normal children, between 3 and 12 years of age. The EEG shows localized spikes and slow spikes, with a particular morphology, extremely increased by sleep. Seizures respond well to antiepileptic drugs. Ancillary investigations do not reveal any organic lesion, but there are family antecedents. Idiopathic partial epilepsies frequently disappear spontaneously around the adolescence, without sequelae. The most typical form is the "Epilepsy with Centra-Temporal Paroxysms". They also include the "Epilepsy with Occipital Paroxysms", the "Primary Reading Epilepsy", the "Epilepsy with Affective seizures". Other forms have been recently described in infants, sometimes with a familial character.

2.CLINICAL AND ELECTROENCEPHALOGRAPHIC EVALUATION OF PATIENTS WITH FIRST UNPROVOKED SEIZURE
Ahmet ÇALIŞKAN, Ayşen GÖKYİĞİT, Betül BAYKAN-KURT, Gülüştü KAPTANOĞLU, Haşmet Ayhan HANAĞASI
Pages 109 - 112
1990 Ocak-1994 Aralık tarihleri arasında, son 3 ay içinde ilk epilepsi nöbetini geçirme nedeniyle başvuran 143 hasta son 5 yıl içinde epilepsi polikliniğimize yapılan tüm yeni başvuruların % 13'ünü oluşturmaktaydı, ilk öykü ve inceleme sonuçlarına göre bunların 10'u akut semptomatik nöbet olarak değerlendirilirken, 14'ünün ise ilk kez jeneralize konvülziyon geçirmekle beraber önceden myoklonilerinin ya da parsiyel nöbetlerinin olduğu anlaşılmıştır. Kalan 119 hasta nöbet tekrarı ve tekrarlama ile ilişkili olabilecek yaş, cinsiyet, nöbet tipi, nöbetin uyku ile ilişkisi, erken EEG bulguları açısından araştırılmıştır. Hastaların % 78'inin başvuru nedeninin jeneralize konvülziyon olduğu görülmüştür. Toplam hasta grubu için tekrarlama oranı % 68 iken, ortalama izleme süresi 35 ay (min. 12, maks. 63 ay) olan 68 hasta için bu oran % 71.6 bulunmuştur. Nöbet tekrarlarının % 97'sinin ilk 6 ay içinde görüldüğü anlaşılmıştır. Tekrarlayan nöbet grubunda ilk nöbet görülme yaşı 15'in altında olanlar ve kadınlar çoğunlukta bulunmakla birlikte, istatistiksel olarak bu fark anlamlı bulunmamıştır, incelenen faktörler arasında yalnızca paroksismal tipte anomali gösteren erken EEG bulgularının tekrarlama ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içinde bulunduğu saptanmıştır. Çalışmamızda ilk nöbet nedeniyle başvuran hasta grubunda tekrarlama oranının yüksek bulunmasının, çalışmanın retrospektif, erken tekrarları da içine almayı hedefleyen bir referans polikliniği çalışması olması ile açıklanabileceği düşünülmüştür.
Hundred and forty-three patients who have been seen in our epilepsy outpatient clinic between the years 1990-1994, with a history of first epileptic seizure within the last three months made up 13 % of all first applications to our outpatient clinic within that period. While 10 of these patients were diagnosed as acute symptomatic seizures, 14 had a first generalized seizure but were discovered to have been undiagnosed partial or myoclonic epilepsy patients. One hundred and nineteen patients have been evaluated for recurrence rates, and possible risk factors associated with recurrence such as, age, sex, type of seizure and early EEG findings. Seventy-eight percent of first epileptic seizure patients have been admitted to the hospital due to generalized seizures. While recurrence rate was 68 % for the whole group, recurrence rate for 68 patients whose average follow-up was 35 months (min 12, max 63 mo.), was found to be 71.6 %. Ninety-seven percent of recurrences were observed within 6 months. Average age at onset was lower for the high recurrence group and there were more female patients in this group. Paroxysmal EEG anomalies were significantly more frequent in the recurring group. This high recurrence rate might be due to this study being a retrospective, reference clinic study aiming to include early recurrences.

3.ANTIEPILEPTIC DRUGS AND CUTANEOUS ALLERGIC REACTIONS
Arzu DENİZBAŞI, Esat EŞKAZAN
Pages 113 - 116
Bu çalışmada antiepileptik tedavi uygulanmış 4514 hastada (2047 kadın ve 2467 erkek) saptanan deriye ait allerjik reaksiyonlar incelenmiştir. Sıklıkla eriteni, ekzantem ve morbiliform döküntüler ve bazen eksfoliativ dermatit şeklinde olan bu reaksiyonların dağılımı cinsiyet ve kullanılan ilaçlar dikkate alınarak ve retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastalarda fenitoin, karbamazepin, valproik asid (veya sodyum valproal) fenobarbital, preparatları monoterapi ya da politerapi, lamotrijin ve vigabatrin preparatları ise daima politerapi şeklinde kullanılmıştır. Tedavi sırasında saptanan deriye ait erken aşırı duyarlılık reaksiyonlarının tüm hastalardaki görülme sıklığı, fenitoin için % 1.34, karbamazepin için % 2.63, valproat (valproik asit) için % 0.39, fenobarbital için % 0.17 ve lamotrijin için % 3.64 olarak bulunmuştur. Vigabatrin alan 63 olguda aşırı duyarlılık reaksiyonuna rastlanmamıştır. Tüm allerjik olguların cinsiyet açısından dağılımı 2047 kadın hastada % 1.7 (35 olgu) ve 2467 erkek hasta % 0.73 (18 olgu) olarak bulunmuş ve bu farkın istatistik olarak anlamlı olduğu (Khi kare=9.263; p<0.01) saptanmıştır.
In this study, the distribution of cutaneous allergic reactions occurring as adverse effects observed in 4514 patients (2047 female and 2467 male) receiving antiepileptic therapy is examined with reference to the sex and the drug used. Our patients used phenytoin, carbamazepine, valproic acid, phenobarbitone, vigabatrin, and lamotrigine either alone or in combination. The incidences of hypersensitivity reactions observed as various skin eruptions (erythematous, morbilliform and exanthematic rashes and exfoliative dermatitis) in both sexes were as follows: 1.34 % for phenytoin, 2.63 % for carbamazepine, 0.39 % for valproic acid, 0.17 % for phenobarbitone, and 3.64 % lamotrigine. In female patients these incidences were 2.58 %, 3.58 %, 0.42 %, 0.19 %; and 5.88 % respectively. In male patients these incidences, were 0.46 %, 1.82 %, 0.38 %, 0.16 %, and 2.63 % respectively. No hypersensitivity reactions, so far, were observed during vigabatrin therapy. When we correlated the sex of the patients and the rate of the allergic cases, we found out that 35 female and 18 male patients had these reactions corresponding to 1.70 % and 0.73 % respectively and 1.17 %for our total group of patients.

4.THE RELATIONSHIP OF EPILEPTIC SEIZURES TO THE VASCULAR LESION IN PATIENTS WITH STROKE
Berna ONUK, Cahit UĞUR, Gazi ÖZDEMİR, Hasan AKDEMİR, Nevzat UZUNER, Oğuz Osman ERDİNÇ
Pages 117 - 122
Bu çalışmada, 364 hastada iskemik veya hemorajik strok sonrası gelişen epilepsi nöbeti sıklığı incelenmiştir. Bütün hastalara serebral bilgisayarlı tomografi (BT), gerekli görülenlere serebral manyetik rezonans (MR) ve serebral anjiografi uygulanmıştır. Beyin tümörleri, konamamış anevrizma veya arteriovenöz malformasyon, sinüs trombozları ve önceden epilepsi öyküsü olan hastalar çalışmaya alınmamışlardır. 364 hastanın 46'sında (% 12.64) epilepsi nöbeti görülmüştür. 24 hastada (% 9.4) iskemik strok, 22'sinde (% 20) hemorajik strok mevcuttu. 25 hastada epilepsi nöbeti erken, 21 tanesinde geç başlangıçlı idi. iskemik strok'lu hastalarda, kortikal yerleşimli lezyonlarda epilepsi nöbeti gelişme sıklığı subkortikal ve diğer yerleşimli lezyonlardaki epilepsi nöbeti gelişme sıklığına göre anlamlı derecede fazla bulunmuştur. Hemorajik strok'lu hastalarda epilepsi nöbeti sıklığı, erken epilepsi nöbeti sıklığı, subkortikal yerleşimli lezyon, arteriyel hipertansiyonun varlığı ve eski serebrovasküler olay öyküsünün bulunması aynı özellikteki iskemik strok'lu hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Yaş, cins ve epilepsi nöbeti tipi açısından hemorajik ve iskemik strok arasında istatistiksel anlamlılık bulunmamıştır, istatistiksel yöntem olarak Khi kare, düzeltilmiş (Yates) khi kare ve Fisher tam olasılık testleri kullanılmıştır.
We evaluated the frequency of epileptic seizures in 364 patients with ischemic or hemorrhagic stroke. Cerebral CT was performed on all patients and cerebral MR and cerebral angiography when necessary. Patients with brain tumor, non; bleeding aneurysms and arteriovenous malformations, sinus thromboses, and with epilepsy prior to stroke were not included. Fourty-six of our 364 patients (12.64 %) had at least one epileptic seizure. Twenty-four patients (9.4 %) with epileptic seizures had ischemic stroke, and 22 (20 %) had hemorrhagic stroke. Twenty-five patients had early onset seizures, while 21 had late onset. The incidence of epileptic seizures in patients with cortical ischemic lesions was found significantly higher than the ones with subcortical lesions or ischemia in other sites. In patients with ischemic strokes seizure frequency and early onset of seizures were significantly lower when compared with hemorrhagic stroke. Furthermore the presence of early-onset epileptic seizures, the incidence of epiteptic seizures, subcortical localization of vascular lesions, associated arterial hypertension and vascular accidents in the past were features significantly more frequent in patients with the latter condition. Age, sex and type of the epileptic seizure showed no significant difference between ischemic and hemorrhagic stroke patients. Chi square. Fisher exact test and Yates chi square test were used for statistical analyses.

5.EPILEPTIC SEIZURES IN ALCOHOL ABUSERS
Çiğdem ÖZKARA, Lütfü HANOĞLU, Mansur BEYAZYÜREK, Oğuz KARAMUSTAFAOĞULLARI, Sevim BAYBAŞ, Vedat SÖZMEN
Pages 123 - 126
Epilepsi, nöbet ve alkol kullanımı arasında oldukça karmaşık ilişki vardır. Alkoliklerde ortaya çıkan nöbetlerin patofizyolojisi hala araştırılmaktadır. Nöbetler spontan oluşabildiği gibi alkol kesilmesi sırasında da görülebilmektedir. Biz bu çalışmamızda Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Alkol ve Madde Tedavi Merkezi'ne (AMATEM) alkol bağımlılığı tedavisi için yatırılan hastalardan epilepsi nöbetleri olan 52 hastayı inceledik. Hastaların tümü erkek olup yaş ortalamaları 38.6 yıl idi. 5 hasta alkole başlamadan önce nöbet geçirmekteydi, diğerlerinde nöbetler alkol kullanımına başlandıktan ortalama 14.8 yıl sonra ortaya çıkmıştı. Onbeş hasta spontan, 17 hasta sadece kesilme sırasında, 20 hasta ise hem kesilme sırasında hem de spontan nöbetler geçirdiler. Çeşitli serolojik testler, idrar ve hemogram tetkiki tüm hastalara yapılırken, 40 hastaya EEG, 21 hastaya BBT incelemesi uygulandı. Hastaların tıbbi geçmişleri, alkol kullanımı, nöbet öyküleri ve sosyoekonomik durumları sorgulandı. Risk faktörleriyle nöbetler arasındaki ilişki anamnez ve laboratuvar verileri, kullanılarak ve literatür ile karşılaştırılarak tartışıldı.
Epilepsy, seizures, and alcohol are complexly interrelated. The pathophysiology of seizures in alcohol abusers is still under investigation. The seizures can occur spontaneously, as well as during alcohol withdrawal. In this study, we evaluated 52 patients with epileptic seizures who were admitted to Alcohol and Drug Addiction Therapy Center (AMATEM) for chronic alcoholism therapy. All of the patients were men and the mean age was 38.6. Five patients had seizures before developing alcoholism and the other patients had seizures medium of 14.8 years after starting alcohol intake. Twelve patients had spontaneous, 16 patients had withdrawal and 23 patients had both ı spontaneous and withdrawal seizures. Routine urinary and hematological tests were obtained. Fourty patients had EEG and 21 patients had CT performed. Neurological and medical history, alcohol abuse and seizure history and socioeconomical data were noted. The relationship between risk factors and seizures were discussed using historical and laboratory data and reviewing literature.

6.POLYTHERAPY IN EPILEPSY
Baki ARPACI
Pages 127 - 132
Epilepsili hastaların % 70-80'i monoterapiye cevap verirken, yaklaşık % 30 hastada politerapiye başvurmak gerekmektedir. Ancak politerapi uygulanırken hekimlerin dikkat etmesi gereken önemli noktalar bulunmaktadır. Bu yazıda antiepileptik ilaçların (AEI) politerapi sırasında ortaya çıkabilecek farmakodinamik ve farmakokinetik etkileşimleri, tedaviyi sürdürme ve monitörizasyon ilkeleri, ilaç kombinasyonlarının mantığı gözden geçirilmektedir.
While 70-80 % of patients with epilepsy respond to optimal monotherapy, almost 30 % of them need poly-theraphy. Physicians must consider some important points while applying more than one antiepileptic drug to an epileptic patient. In this article the principles for continuation and monitarization of the polytheraphy and rational drug combinations are reviewed.

7.EFFECTS OF NIMODIPINE ON PENICILLIN-INDUCED EPILEPTIC SEIZURES IN RATS
Ö Faruk TURAN, Mustafa BAKAR, İbrahim BORA, Suat ÇELİK, Mehmet ZARİFOĞLU, Sadık SADIKOĞLU, Erhan OĞUL
Pages 133 - 136
Bu çalışmada sıçanlarda Penisilin G ile oluşturulmuş epilepsi nöbetleri üzerine farklı dozlarda (0.5, 1, 2 mg/kg) Nimodipin'in etkisi araştırıldı. Nimodipin'in artan dozlarının tek uygulamasından sonra, plaseboya oranla epilepsi nöbetlerinin anlamlı olarak azaldığı görüldü.
In this study, we investigated the effect of different doses of nimodipine on Penicillin G induced epileptic seizures in rats. Single doses of nimodipine administered for prophylaxis was observed to reduce seizure activity statistically significant than plasebo.



Copyright © 2020 All rights of this site belong to the Turkish Epilepsy Association .
 
LookUs & Online Makale